|
Pazar, 10 Mayıs 2009 |
Bazen sessizliği özler insan. Bir kısacık an için de olsa
gürültüden uzaklaşıp sakin sakin dinlenmek ister.
O sessizlik içinde, sükûneti dinlemek ister doya doya.
Fakat medeniyetin ortasında değil. Şehirlerin, sokakların,
binaların, kalabalıkların arasında değil.
Sessizlik tek bir yerde dinlenir: ...
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 30 Nisan 2009 |
Sürekli meşguldüm o kadar sene
Seninle doyasıya oynayamadım
Sen beni çağırdın gel oyna diye
Ben bir türlü zaman ayıramadım
Giydirdim, doyurdum, seni kolladım
Sadece bunlar yeterli sandım
Bana oyuncağını getirdiğinde
Ben seni çoğu kez başımdan savdım |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 20 Nisan 2009 |

Karanlık bir şehirde eski bir ağacın altında can çekişen umutları ölüyordu kucağında. Menzili yoktu sevdalı gözlerin, bir damla yaş olur akardı mevsimlerin sonbaharı. Saatler hüznü vururken sevdaya hazırlanan bir kadındı hazan...
Zamansız gidişlere ağıtlar yakar, yalnızlığında elleri üşür, ulu orta salar hüzünlerini geceye, efkarlanırdı. Baş belası bir yürek sol yanında, ne yapsa yar olmuyor başkasına güz. Gece düşlerinde bir damla süzülürdü yanağından. Yürek atışları sevinci ıskalarken, tarihlemezdi sızlayan günleri. Avaz avaz bağırırdı cehennem suskunluğu. Her gece ağlarken kadın aynı evin üzerinde, kanarken yaraları dört duvar yıkılırdı ahından. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 04 Nisan 2009 |
Ona doğduğumuz andan itibaren bineriz ve sallanmaya / yaşamaya başlarız.Küçükken çok hızlı sallanamadığımız için pek bir şey göremeyiz dünyaya dair. Bu yüzden mi yoksa bildiğimiz tek şey olduğu için mi bilinmez ama sürekli ağlarız. Ellerimiz ilk olarak gözyaşını keşfeder. Sonra ellerimizi keşfederiz gözlerimizle, sonra ayaklarımızı. Ayaklarımızı keşfedince daha bir hızlı sallanmaya / yaşamaya başlarız. Fakat henüz sallanmaya dair pek bir şey bilmediğimizden düşecek gibi oluruz salıncaktan kimi zaman. Ama korkmamalıymışız; düşe kalka büyüyecekmişiz çünkü. Bir ara bir de bakarız ki düşmeden daha hızlı sallanmayı öğrenmişiz. Çok seviniriz ve hemen incelemeye koyuluruz dünyayı, insanları. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 28 Mart 2009 |
Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler.Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.
Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış. Tartışa tartışa, nihayet geceolunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.
Böylece kirpiler birbirlerininvücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış . |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 10 Mart 2009 |
Lokman Hekim değişik bitkilerden ilaçlar yapar, bu ilaçları il il gezerek hastalarına verirdi. Lokman Hekimle çırağı yine bir gezide yanlışlıkla bir çöle girerler. Aç ve susuz kalan Lokman Hekim çırağına "Ben yaşlıyım. Daha fazla yürüyemeyeceğim. Ben burada kalıyorum. Bari sen hayatını kurtar. Eğer yiyecek ve içecek bulursan geri döner, beni de kurtarırsın" der. Çırak, yoluna devam eder ve bir müddet sonra bir şehir bulur. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 11 - 20 / 26 |